Ölümcül Aşk

in tr •  2 months ago

Ölümcül aşk2.jpg


Azra ve İlhan; yaprakları dökülen bir mevsimin, yağmurla şereflenmiş ilk gecesinde çıkmışlardı gittikleri konser salonundan. Konser boyunca pek hayli zıplamalarla terlettikleri vücutları, yağmurla beraber daha bir ıslak kek görünümü kazanmıştı gözlerinde. O ana kadar en fazla el ele tutuşmuş sevgililerin, birbirlerine karşı fizyolojik iştahları çok yüksek seviyelere ulaşmıştı. Tez zamanda göz göze gelip, nefesi nefese salarak; ten tene değmeliydi.

İlhan yoldan geçen ilk taksiyi durdurmuştu. Beraber bindikleri takside, Azra’ya hiç sorma ihtiyacı duymadan taksiciye kendi ev adresini söylemişti. Azra bu durum karşısında, memnuniyet içerisinde sessizliğini koruyordu.

Taksi şoförü kendisine söylenen adrese doğru ilerlerken, arkada oturan Azra ve İlhan’a sabırsızlık musallat olmuştu. İlhan sağ elini Azra’nın sırtlarında hafifçe gezdirirken göz göze gelmişlerdi. İlhan dudaklarının bir atağa hazırlık yapmalarını dizginleyemiyordu. Azra ise çoktan teslim olmuş, ıslattığı dudaklarıyla bir an önce vuslatı taçlandırmaya hazır olduğunun mesajını veriyordu. Dudaklar fazla vakit kaybetmeden yapışmıştı dudaklara. Henüz daha kavuşmanın başlarındaydılar ki, taksimetrenin butonlarından biri yerinden fırlayıp, esneyen taksi şoförünün ağzından içeri girerek, boğazına takıldı. Azra ve İlhan’ın dudakları çok kısa bir birlikteliğin ardından ayrılmak zorunda kalmıştı.

Taksi şoförüne yardım etmeye kalksalar da, adamcağızın oracıkta ölmesine engel olamamışlardı. Çağırdıkları ambulans gelene kadar bekleyip, izahat verdikten sonra; telefon numaralarını ve adreslerini polise bildirerek ayrıldılar olay mahallinden.

Her ne kadar moralleri bozulmuş bir şekilde, başları önlerinde öylece yürüyerek yollarına devam ediyorlardıysa da; arzularında hiçbir eksilme bulunmuyordu. Yollarının üzerinde bulunan parka doğru ilerleyen ayaklarına da karşı gelmiyorlardı.

Islandıkça saçları östrojen kokuyordu sanki Azra’nın ve İlhan’ın gözlerini testosteron bürümüş durumdaydı. Yağmurun şiddetine aldırmadan, tenhada bir ağacın altına uzanmışlardı bile. Azra gömleğinin düğmelerini hızlı hızlı açarak, İlhan’a hedef gösteriyordu. İlhan ise gömleğin aralanmasıyla görünen sütyeni soymaya gerek duymadan sadece sıyırarak; Azra’nın göğüslerini avuçlarında tutuyordu. Gök şiddetini arttırmıştı ve şimşekler gündüzü getirmişti geceye. Azra ve İlhan ise göğün bütün şiddetini arzularında hissediyorlar, kalp atım seslerinin yıldırım seslerine karışmasına izin veriyorlardı. İlhan’ın dudakları, avuçlarında bulunan göğüslere doğru havada süzülüyordu.

Tam da o esnada; hemen yanı başlarına düşen küçük bir uçaktan, üzerlerine cesetler fırlaması ile birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar.

Dehşete tabii soluklanmalar ile etraflarına bakındılar ve oradan koşarak kaçmayı tercih ettiler. Kesintisiz ve uzun bir maratonun ardından bilmedikleri ücra bir sokakta buldular kendilerini. Bir anlığına sekteye uğrayan arzuları sanki yeniden damarlarına zerk edilmiş gibi başlarını döndürüyordu.

Sokağın köşesinde, terk edilmiş ve kapısı açık bir depo buldular. Hiç düşünmeden depoya attılar kendilerini. Hızlıca soyundular ve çırılçıplak birbirlerinin karşısında duruyorlardı. İlhan hiç düşünmeden Azra’yı kendine doğru çekti. Bir eliyle Azra’nın saçlarını kavramışken, diğer elini de kalçalarında gezintiye bırakmıştı. Boynuna doğru yönelerek koklamaya ve öpmeye başladı, bir yandan da kalçalarını sıkıyordu. Çok daha fazla ileri gitmesine fırsat kalmadan freni patlamış bir kamyon depodan içeri girdi. Kamyon şoförü ölmüştü bile. Çıkardıkları kıyafetleri de yıkıntının altında kalmıştı.

Ne olduğunu anlama gayretine girmeden kaçtılar oracıktan. Sokak ortasında çırılçıplak olmanın verdiği tedirginlikle, kimselere gözükmemeye çalışıyorlardı ve başarmışlardı. En sonunda kendilerini bir mezarlıkta buluverdiler.

Gece vakti mezarlığa, hem de çırılçıplak girmiş olmanın ürkekliğini yaşamak üzereydiler ki; bitmek bilmeyen ve her seferinde daha da coşan arzuları onları yeniden ele geçirmişti. Sessizce mezarlıkta uygun bir yer aradılar ve yeni kazılmış, henüz boş bekleyen açık bir mezar çukuru buldular. Aldırmadan, pek de memnun bir şekilde indiler mezarın içerisine.

Harlanmış iradelerin defalarca kavuşmasına şahitlik etti toprak. Her kavuşmada magma ısındı, yer sarsıldı. Fakat yerin tam da içinde, kendi aksiyonları sarsıntının temsili olmuşken; bunu fark edemediler. Tüm şehir yerle bir olmuştu. Ölü sayısını yüzbinlerle; yaralı sayısını da milyonu bulan ifadelerle bildiren uluslararası haber ajansları; akıl erdirmeye çalışıyordular yaşananlara.

Hem Azra, hem de İlhan olanlardan bihaberdiler. Kendileri de sebep oldukları sarsıntı münasebetiyle girdikleri çukuru dolduran toprağın altında kalmışlardı. Üzerlerine düşen toprak parçalarını bile fark edemeyecek bir yoğunluğun parçası halinde can vermişlerdi.

Şehirde kol gezen Azrail’in adamları, alacakları tüm canları aldıktan sonra, Azrail de onların canını almıştı. Canlarını heybesine koyduktan sonra mezarları başında bir sigara yakan Azrail’in ağzından dökülenler şaşırtmıştı tüm ordusunu;

“Âdem ile Havva eş olsunlar diye yaratıldılar ama istememişti biri diğerini bu kadar. Cennet’in güzelliklerine o kadar dalmışlardı ki; sırf birbirlerinin farkına varsınlar diye yasaklar konulmuş ama kâr etmemişti. Dünyaya gönderilmeleri karşılıklı arzuyu keşfetmeleri içindi. İşe de yaramıştı hani. Lakin bu gençlerin karşılıklı hevaları; var olan tüm kademeleri yıkıp geçti ve Cennet’e insan alma planlarını yeniden devreye soktu. Umulur ki; Cennet'in tüm güzelliklerine rağmen birbirlerine olan tutkuları devam etsin. ”

Konuşmasını bitirdikten hemen sonra sigarasını söndürmeden yere atarak, oradan uzaklaştı.

Yayılan dedikodular üzerine, yetkililerden yapılacak açıklama şu şekilde planlanmıştı:


“ Anlatılanların gerçeklik payı bulunmamaktadır. Olsa olsa adı geçen gençler apaçık bir ahlaksızlığın kurbanı olmuşlardır ve bizlere de bu ahlaksızlıklarıyla musibetler bırakmışlardır. Kendilerini bulacakları tek yerin odun ateşi olduğundan hiçbir şüphe duymamaktayız. Ayrıca; yere izmarit atmanın gereği olarak Azrail beyefendiye yasalarımız gereği 65 TL ceza kesilmiştir.”



Story & Image Copyright: OTahirZGN
ZAK000.png

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
Sort Order:  

You got a 22.73% upvote from @booster courtesy of @tahirozgen!

NEW FEATURE:

You can earn a passive income from our service by delegating your stake in SteemPower to @booster. We'll be sharing 100% Liquid tokens automatically between all our delegators every time a wallet has accumulated 1K STEEM or SBD.
Quick Delegation: 1000| 2500 | 5000 | 10000 | 20000 | 50000

Hi, @tahirozgen!

You just got a 12.17% upvote from SteemPlus!
To get higher upvotes, earn more SteemPlus Points (SPP). On your Steemit wallet, check your SPP balance and click on "How to earn SPP?" to find out all the ways to earn.
If you're not using SteemPlus yet, please check our last posts in here to see the many ways in which SteemPlus can improve your Steem experience on Steemit and Busy.

Congratulations! This post has been upvoted from the communal account, @minnowsupport, by tahirozgen from the Minnow Support Project. It's a witness project run by aggroed, ausbitbank, teamsteem, someguy123, neoxian, followbtcnews, and netuoso. The goal is to help Steemit grow by supporting Minnows. Please find us at the Peace, Abundance, and Liberty Network (PALnet) Discord Channel. It's a completely public and open space to all members of the Steemit community who voluntarily choose to be there.

If you would like to delegate to the Minnow Support Project you can do so by clicking on the following links: 50SP, 100SP, 250SP, 500SP, 1000SP, 5000SP.
Be sure to leave at least 50SP undelegated on your account.

YOU JUST GOT UPVOTED

Congratulations,
you just received a 13.38% upvote from @steemhq - Community Bot!

Wanna join and receive free upvotes yourself?
Vote for steemhq.witness on Steemit or directly on SteemConnect and join the Community Witness.

This service was brought to you by SteemHQ.com