Tebdili Bilinç

in tr •  last month

Tebdili Bilnç.jpg


Bir güvercinin pencereyi tıklatması ile hayallerimden irkildiğim bir vakit; oturduğum koltuktan ayağa kalktım, perdeyi araladım ve pencerenin camına doğru kafamı uzattım. Güvercin’in kocaman gözüyle karşı karşıyaydım. Pencereye iyice yaklaşarak, cama yapıştım. Karşımda duran güvercinin gözbebeği büyümeye başladı ve o büyüdükçe ben daha da yaklaştım; ben yaklaştıkça, o büyümeye devam etti.

Camın içerisinden geçiyordu kafam ve sonrasında güvercinin gözünün içinde bulmuştum kendimi. Artık olduğum yerden oturduğum salonu görebiliyordum ve tabii ki camda güvercinin gözünün yansımasını ve de o gözün bebeğinde kendimi.

Güvercin, kanatlarını çırpıp uçmaya başladığında ise gökyüzünde ilerleyişimizi heyecan ve dehşet içinde seyre daldım; ta ki yağmur yağana kadar. İlk başlarda şeffaf su damlaları şeklinde yağan yağmur damlalarının rengi, kırmızıya dönmeye başlamıştı.

Gök hiç de yağmur yağdıracak gibi görünmüyordu. Sonra fark ettim ki; bulutlardan yağmur değil kan damlıyordu. Alışverişleri durmuş, yüksek enflasyonlu solucanlar peşinde koşan kuşlar; bulutların içine doğru uçuyorlardı. Beni gözünde taşıyan güvercin de nihayetinde bir bulutun içine girdiğinde; gördüklerim karşısında ruhum tir tir titriyordu.

Bulutun dışından içine doğru; sebepler, haklılıklar, yaftalamalar, hakaretler, yüceltmeler, övgüler ve cesaretlendirme sesleri geliyordu ama seslerin sahipleri içeri girmiyorlardı. Gözünde yer edindiğim güvercin ise bir köşede dikkat çekmeden durmaya çalışıyordu. Bütün bunları bana neden gösterdiğine dair de bir ipucu vermiyordu.

Güvercin’in yavaş yavaş gözleri dolmaya başladı ve gittikçe seviyesi artan suyun içinde, kafamı yukarıda tutma gayretine girişmiştim. Gözden dışarı yaşlar akmaya başlayınca kurtulduğumu düşünyordum fakat bir gözyaşı damlasıyla; içten içe yaşadığım ilk defa birinin gözüne girmiş olmanın gururunu çok kısa yaşamış bulundum. İşte, artık o gözden düşüyordum.

Bulutun içinden çıkmış, yeryüzüne doğru hızla ilerlerken; telefonum çalmaya başladı. Havada zor da olsa cebimden çıkardığım telefonumun ekranında, arayanın annem olduğunu gördüm. Merak etmesini istemezdim ve telefonu cevaplayarak; “Annem, ben çok iyiyim ama şu anda müsait değilim. Ben seni sonra arayacağım.” diyerek telefonu kapatmıştım. Biraz sonra yere çakılarak öleceğimi anneme söyleyemezdim diye düşündüm ve tam da bunu düşündüğüm an ölümle burun buruna olduğumu anlamış oldum.

Gökyüzünde düşme serüvenim devam ediyorken; gözlerimi kapadım ve hayatımın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmesini bekledim. Maalesef, karanlıktan başka hiçbir şey göremiyordum.

Bir film şeridini bile, bana çok görmüştü birileri.

Tam da gözlerimi yeniden açacağım anda; karşıdan gelen mor renkli devasa bir tırın ters şeride girip, hızla üzerime doğru geldiğini gördüm. Kaçacak bir yerim de yoktu gözlerimi açmaktan başka, ama açamadım.

Kaçamadığım üzere; şiddetli bir çarpmaya maruz kalmıştım ve bedenim çok uzaklara savrulmuştu.

Acılar içerisinde kıvranırken; savrulup gittiğim yerde annemin beklediğini gördüm. Annem bana gülümsüyordu. Canımın acısını hiç belli etmemeye çalıştım; o ise şifa veriyormuşcasına saçlarımı okşadı.

“Hava soğuk oğlum, giy şu külotlu çorapları, hasta olma.” diyordu.

İçten içe öfleyip pöflesem ve hatta kızsam da; kıramadım onu ve giyiverdim verdiği kalın kırmızı külotlu çorabı.

Üzerine pantolonumu da çektikten sonra aceleyle annemi öptüm ve hemen sağ tarafımda duran kapıyı açtım. Kapı açılır açılmaz; pembe bir ışık dalgasıyla vakumlandım kapının diğer tarafına ve her yer çok hızlı bir şekilde karardı. Yerde yatıyordum öylesine. Kalkmaya çalıştım ama kaldırdığım kafamı sert bir şeye çarpmıştım. Bir tabutun içerisinde olduğumu anlamam geç olmadı. Güçlü bir tekme atarak; tabutun kapağını kırdım ve çıktım dışarıya. Hareket halinde bulunan bir cenaze aracının üzerinde duruyordum. Tabutun yanında duran bir silah gördüm. Hemen eğildim ve silahı elime aldım. Arkamızdan hızla o mor tırın yeniden geldiğini fark ettiğim an, tek bir el ateş ettim. Şoför koltuğunda oturan adamı kafasından vurabilmiştim. Beyni patlayan adamın kafasından yarasalar fırlayıp kaçışmya başlamışlardı.

Lakin yarasaların kanatlarında, metal dikenli kilitler vardı ve kaçmaya çalışırken uçamayıp tırın önüne düşmüşlerdi. Onların düşmesiyle; tırın lastikleri patladı ve patlayan lastiklerden kanlar püskürüyordu. Bir süre savrularak ilerleyen tır; en sonunda yan yatarak durmuştu ve kasasından etrafa, mosmor kesilmiş, sonu gelmeyen cesetler fışkırıyordu. Saçılan cesetlerden ucu bucağı görünmeyen koskoca bir dağ oluşmuştu.

Cenaze aracı hızını arttırmış bir şekilde hareket halindeyken, otoyola bıraktım kendimi ve bir bowling topu gibi asfaltta yuvarlanarak cesetler yığınına sert bir şekilde çarptım. Çarpmamın şiddetinin etkisiyle, en tepeden; büyük bir ceset dalgası hareketi başladı. Tüm o cesetlerin arasına karışmıştım ve dalgaya karşı koyamıyordum. Bir süre devam eden dalganın önüne binlerce anne çıkmıştı ve o annelerin ortaya çıkmasıyla dalganın durulması eş zamanlı olmuştu. Anneler keskin çığlıklar atarak; yığın içerisinden evlatlarının cesetlerini alıyorlardı. Annemi gördüm o mahşeri kalabalığın arasında. Annem çığlık atmıyordu; orada öylece durmuş bakıyor ve sanki beni bekliyordu. Vakit kaybetmeden, koşarak annemin yanına gittim.

“Oğlum niye beni üzüyorsun, niye çıkardın külotlu çorabını, bak hava çok soğuk. Dayanamazsın sen soğuğa, benden iyi mi bileceksin?” dedi.

Üzüldüm onun üzülmesine; ama ben çıkarmamıştım çorapları aslında.

Başımı önüme eğdim, eğdikçe başım ağır gelmeye başladı vücuduma ve kafam bedenimden ayrılarak asfalta düştü. Yüzüm gökyüzüne dönüktü ve annem gitmişti. Bedenim ise kafasız bir şekilde, dikiliyordu oracıkta.

Yanı başıma, takım elbiseli adamlar geldiler; yerden kafamı alarak, gözlerimi çıkarıp, yerlerine yeni gözler takıyorlardı. Göz değişimi işlemi bittikten sonra; kafamı bedenime tekrar monte ettiler. Yeni gözlerim kapalıydı henüz; hiçbir şey göremiyordum. En son boynuma bir iğne sokulduğunu hatırlıyorum.

Sonunda; evimin salonunda, oturduğum koltukta gözlerimi açmıştım.

Doktor bey, işte bütün bunları çok net hatırladığım bir rüya olarak not ettim. Etkisinden kurtulamıyorum; bana iletilen bir mesaj varmış gibi geliyor ama arkasını göremiyorum.

Göremezsin. Zaten göremeyesin diye gözlerini değiştirdiler.

Doktor, ben size beni tedavi edin diye geldim, siz benimle eğleniyorsunuz.

Doktor ayağa kalktı, eliyle sus işareti yaparak pencereye doğru ilerledi. Perdeyi açtı ve perdenin arkasında, rüyamda gördüğüm güvercine çok benzeyen bir güvercin durduğunu görüyordum.

O an; güvercinin gözüne odaklanmıştım lakin dışarıdan gelen iki el kurşun sesi doktoru kafasından vurmuştu. Cam ise hala yerindeydi ve güvercin de kaçmamıştı. Yerimden kalkarak, koştum. Güvercinin gözüne girmek için; kendimi pencereye doğru hızla fırlattım.

Cam parçaları giren bedenim; doktorun ofisinin bulunduğu beşinci kattan yere çakıldı.

Sonrasında evimin salonunda, oturduğum koltukta uyanarak kendime geldim. Bu rüyanın etkisinden kurtulamıyorum. Bugün, neden böyle bir rüya gördüğümü belki bana açıklayabilecek ya da etkisinden nasıl kurtulabileceğime deva olacak birilerini arıyorum.

Aradığım kişiye ulaşılamıyor.


Story & Image Copyright: OTahirZGN
ZAK000.png

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
Sort Order:  

Hocam çok karışık ceset dolu rüyalar görmüşsünüz. Ben çok iyi rüya tabiri yapsam da bu konuda sizin @doktorbishop tan yardım almanız şart. Hergün böyle rüyalar görmek insanı üzer.

Rüyanızın yorumuna gelince; siz ana kuzusu olduğunuz için annenizi çok özlemişsiniz ve bu bilinç altına işlemiş. Zamanında annenizin sözünü pek dinlememiş olduğunuzu annenizin size kırmızı kilotlu çorap giydirme kısmından açıkça anlaşılıyor. Hocam annelerin sözü rüyada olsa bile tutulmalı çünkü onlar bizim iyiliğimizi isterler. Ben de oğluma hep pembe terliklerini giymesini isterim :)) çünkü ayaklarını üşütüp hasta olmasını istemem, üzülürüm hasta olursa, annelik böyle bir şey işte rüyada bile düşünür oğluşunu. Bu arada rüyada kırmızı görmek bir habere işaret eder. İnşallah güzel haberleriniz olsun.

Cesetler çok görmeniz ömrünüzün uzun olacağına, kafanızı yerde görmeniz; kafanızın çok dolu olduğu için taşıyamadığınıza, gözlerinizin değiştirildiğini görmeniz ise bazı olaylarda birilerinin etkisi altında kalarak kararlar verdiğinizi gösteriyor.

Size tek tavsiyem çok uyumayın hocam çok uyuyanların bu tür rüyalar gördüğü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Size günde beş saat uyku uygundur. Fazlası böyle cesetli rüyalara neden olabilir. Bir de benim şu cesetli yazılarımın etkisi altında kalmış da olabilirsiniz ben profesör değilim tamamen atıyorum. Ama ağaçta kaldıktan sonra da bu şekilde olmuş olabilir sizi gelen olmadı dimi kurtarmaya. Ah o @doktorbishop ile @sahinadm a çok güvenmiştim sizi kurtarırlar diye ama gelmediler ve siz hala orada kalmaktan bu cesetli dalgalarına maruz kalmışsınız ama attığınız konumu bulamamış ta olabilirler şimdi günahlarını almayalım.

Gerçekten çok eğlenceli bir yazıydı ellerinize sağlık hocam ben de yorumumla bu güzel yazıya eğlence katmak için yazdım umarım beğenirsiniz 😀

·

Bu rüyaya bir de sevgili @sudefteri arkadaşım yorum yapmalı bence:)
Her farklı yorum sizi farklı çözümlere ulaştırabilir.

·
·

Hocam izniniz olursa bu rüyaya yorumumu post yazarak yapmak istiyorum. Çünkü çok ayrıntılı bir rüya böyle az yorumla tam yorumlayamadım. Eksik oldu daha güvercin kısmı var.

·
·
·

Ne demeknizin sevgili @baycan, tabii ki de post haline getirebilirsiniz. Çok güzel olacaktır. :)

·
·
·
·

Yazmak için heveslendim şimdi:) paragraf paragraf yorumlayacağım rüyanızı😄

teşekkür ederim anlayışınız için hocam 🙂

·
·

güzel yorumlamışsın canım özellikle pembe terlikler:))
bende o yetenek yok ne yazık ki:(

·
·
·

Ah o oğluşumun güzel pembe terliklerini bir türlü giydiremiyorum o giymeyince ben giyiyorum :))

·
·
·
·

en azından pembe terlikmiş, bir de atlet giymediği için çocuklarını darlayıp her şeyi ona bağlayan biri de olabilirdin:))

·
·
·
·
·

bir ara o takıntı da vardı bende aştım çok şükür artık takmıyorum o kadar :)))

·

😁😁 süper valla, rüya yorumcumuz yanı başımızdaymışız yaşasın :))

·
·

Bir ara çok sarmıştım rüya tabirlerine:))

·

Ben bu hastalığa bir şey yapama. Ama benim bir hocam var. Sizi ona yönlendirmemi ister misiniz? :))

Posted using Partiko Android

aslında bu yazıyı okumak için açtığımda, karşımda güvercini görünce ağzımın tadı kaçmıştı ali rıza bey ve kapatmıştım🙅‍♀️
güvercinleri hiç sevmiyorum başımın belaları eh onlar da beni sevmiyorlar zaten, en son istanbul seyahatimde eyüp sultandaki bankta otururken kıyafetimin üzerine beyaz beyaz sanatsal çalışmalar bırakmışlardı kendileri:/

odamın içine kadar girip beni korkutmaları, evi onlara bırakıp kaçmamdan hiç bahsetmiyorum bile:)

o yüzden pek odaklanamadım gözlerinden de tırstım iyice:)

@baycan senin menşınınla tüm bunları tekrar hatırladım ve rüya yorumunu da okudum umarım benim rüyama da girmez bu güvercinler🙇🏻‍♀️

·

😱 güvercinlerden irrite olan biri daha önce hiç görmemiştim. Şaşırdım 🐒🐦

·
·

her şeyin bir ilki vardır 🤷‍♀️

·

Güvercinler çok güzeldir ama rüyada gözlerinin içine bakmak ürkünç olabilir:)

Sevgili @sudefteri eğer rüyanda gvercin görrsen bana mutlaka haber ver güvercinli yorumlarım başka bir güzel olur benim:)))
Ben şimdi @tahirozgen hocamın rüya tabirini bir yapayım sonraki işim tabircilik olacak sitedeki tüm rüya görenler post halinde yayınlayıp benden tabir postu yazmamı isteyecek:)))

·
·

Zaten konu bulamıyordum yazmaya bu tabir fikrini iyi buldum eğlenceli olacak ☺️

·
·

:) kahve fincanlarına da bakıyorsan süper olur canım :)

·
·
·

kahve fincanlarına bakmıyorum ama rüya görürsen anlat, güzel yorumlarım:))

Congratulations! This post has been upvoted from the communal account, @minnowsupport, by tahirozgen from the Minnow Support Project. It's a witness project run by aggroed, ausbitbank, teamsteem, someguy123, neoxian, followbtcnews, and netuoso. The goal is to help Steemit grow by supporting Minnows. Please find us at the Peace, Abundance, and Liberty Network (PALnet) Discord Channel. It's a completely public and open space to all members of the Steemit community who voluntarily choose to be there.

If you would like to delegate to the Minnow Support Project you can do so by clicking on the following links: 50SP, 100SP, 250SP, 500SP, 1000SP, 5000SP.
Be sure to leave at least 50SP undelegated on your account.

YOU JUST GOT UPVOTED

Congratulations,
you just received a 11.20% upvote from @steemhq - Community Bot!

Wanna join and receive free upvotes yourself?
Vote for steemhq.witness on Steemit or directly on SteemConnect and join the Community Witness.

This service was brought to you by SteemHQ.com

Calling @originalworks :)
img credz: pixabay.com
Nice, you got an awesome upgoat, thanks to @tahirozgen
BuildTeam wishes everyone a great Christmas and bullish Holidays
Want a boost? Minnowbooster's got your back!

Hi, @tahirozgen!

You just got a 10.55% upvote from SteemPlus!
To get higher upvotes, earn more SteemPlus Points (SPP). On your Steemit wallet, check your SPP balance and click on "How to earn SPP?" to find out all the ways to earn.
If you're not using SteemPlus yet, please check our last posts in here to see the many ways in which SteemPlus can improve your Steem experience on Steemit and Busy.


Bu yazı Curation Collective Discord Sunucusunda küratörlere önerilmiş ve manuel inceleme sonrasında @c-squared topluluk hesabından oy ve resteem almıştır.
This post was shared in the #turkish-curation channel in the Curation Collective Discord community for curators, and upvoted and resteemed by the @c-squared community account after manual review.
@c-squared runs a community witness. Please consider using one of your witness votes on us here

Hmm! Hmmm! Hhmm!
Rüya görmemişsin. Astral boyuta çıkmışsın. Canın yanıyor mu şu an bile?

Posted using Partiko Android

·

Canım zaten yanıyordu önceden de sonradan da, hiç geçmedi ki hocam.

·
·

Hmmm!

Sana bir şey önereceğim; ama bunu yapmadan önce çok ince düşünmen gerekiyor. Çok riskli bir hareket olacak çünkü. Çok dikkatli olmalısın.

Bu gece elinden geldiğince yalnız kalmaya çalış. Elinde iki adet kurşun kalem olsun. Kanepeye uzan. Saat tam 12.00'yi vurduğunda elindeki bir kalemi al ve tam kalbine koy. Diğer kalemi sol avucunda her an bir yere batırcakmışsın gibi hazır tut. Yarım saat gözlerin kapalı böylece bekle. Beklerken kalbindeki kalemle elindeki kalemin yer değişreceğini düşün. Kalemler yer değiştircek ve içine bir sevinç dolacak. Gözlerini açtığında kalbinden eline gelen kalemin kanlı olacağını göreceksin. Bu kalem abuk kuşlarından birini yaralamış olacak. Kalbine giden diğer kalem ise o kuşu iyileştirecek.

Kuş saat 01.00'a kadar iyileşirse sen de iyileşeceksin. Eğer kuş iyileşmezse kalbindeki kalemi istemsiz kalbine batıracaksın. Sol elindeki kalemi de sağ gözüne batıracaksın. Böylece abuk kuşun yanına gitmiş olacaksın. Yolda sabuk kuşla karşılaşırsan sakın bakma ona; sol gözünü de öyle kaybedersin.

Ben bunlar olurken seni izleyeceğim. Gerekirse müdahale ederim. Umarım kuş iyileşir. Kuş ölürse ben de bir şey yapamam.

Posted using Partiko Android

·
·
·

Muhakkak deneyeceğim. Saati bekliyorum gözlerim kapalı.

·
·
·

korku filmi gibi🙅‍♀️

·
·
·
·

Biraz da korku üzerine mi düşünsek :)

Posted using Partiko Android

·
·
·
·
·

az önce güvercinlerle ilgili bir post daha gördüm🙅‍♀️ içinde onlar yoksa olabilir:)

·
·
·
·
·
·

Güvercin olmasa da olur. Onun yerine başka bir figür bulmamız lazım. Ne olsun?

Posted using Partiko Android

·
·
·
·
·
·
·

cadının sâdık hizmetkârları olan konuşan ağaçlar geldi aklıma birden:)
hep narnia yüzünden bunlar🙆‍♀️

Merhaba güzel yazı olmuş gerçekten, bende yeni bir Polisiye Roman yazısına başladım GÖLENiN EFENDiSi yazı dizisi. Burada yeniyim, yazılarıma bakmanızı tavsiye ederim. Görüşleriniz faydalı olabilir. Teşekürler. Kolay gelsin başarılarınızın devamını diliyorum.

·

Merhaba, öncelikle teşekkür ederim. Steemite hoşgeldiniz.